İÇİNDEKİLER
ARAMA:

KULLUK ve MÂRİFET

Yer, gökyüzüyle düşmanlığa kalkışırsa çoraklaşır, ölü hâle gelir.

Sahip olunan zindelik ve güzelliğin asıl kaynağına karşı düşmanlık, hüsran ve pişmanlıktan başka bir şey kazandırmaz. Hele insanın, kendisini yaşatan, rızıklandıran Rabbine karşı âsî olması demek, ölümden daha beter bir âfettir. Hasılı insan kime muhtaç olduğunu iyi bilmeli ve her hâl ve şartta Kâdir-i Mutlak’a teslim olmalıdır.

İnsan dünyaya, dünya sırlarını anlamak için gönderilmiştir.

İnsan muhabbet ve marifet neticesinde bir seviye kazanır. Muhabbet ve marifetin enginliği de ancak dünya şartlarında mümkündür. Çünkü insanoğlunun çözmesi gereken bin bir muammâ yine bu âlemde gizlidir. İnsan bunları çözdükçe, dünya sırlarını çözer ve her nefeste Hakk’ı idrâk etmeye başlar. Yani ilâhî kudret akışlarını, Allâh’ın sanat ve azametini coşkun bir îmanla kavrar. Bunun içindir ki dünyaya gönderilmiştir. Sâdî-i Şirâzî der ki:

“Ârifler için ağaçlardaki bir tek yaprak bir mârifet dîvanıdır. Gafiller için ise bütün ağaçlar dahî tek bir yaprak bile değildir.”

Duâ ve ibadet, Allâh ile olmaktır. Allâh ile olan kimse için ölüm de, ömür de mânâ kazanır.

Duâ ve ibâdet, insanoğlunun Allah’a en yakın olduğu anlardır. Bunun için Cenâb-ı Hak, “…Secde et ve yaklaş” (el-Alak, 19) buyurmuştur. Bu yapılmadıkça, ömür mânâsızlaşır. Ölüm de korkunç bir âkıbete dûçâr olmaktan ibaret bir hâle gelir.

Zikir düşünceyi harekete geçirir. Zikri, şu donmuş fikre bir güneş yap.

Düşünceler zikre dönüşünce harekete yansır. Çünkü zikir/yâd ediş, aklı da gönlü de zikredilenle dolu hâle getirir. Acıkan bir çocuk bunu dile getirmezse annesi ona süt vermez. Ancak o çocuk bunu tekrar tekrar dile getirirse, anne büyük bir merhametle hemen onun istediğini yerine getirir. Hakk’ı zikir ise bundan daha yücedir ve daha yüce tecellîlerle doludur. Onun için güzel fikirlerin gerçekleşmesi için zikri onları tutuşturacak bir güneş olarak değerlendirmek gereklidir. Dünyadaki huzur ve saadet, yalnız ve yalnız Cenâb-ı Hak’la beraberliği temin edebilmektedir. Bu beraberliği sırrı da zikirdir. Âyet-i kerîmede buyrulur:

“Kalpler, ancak Allâh’ın zikriyle itmi’nana erer!..” (er-Ra‘d, 28)