İÇİNDEKİLER
ARAMA:

HADDİNİ BİLMEK

Her kanat denizi aşamaz.

İnsan, haddini bilmelidir. Çünkü Cenâb-ı Hakk’ın bütün mahlûkâta ihsan eylediği her türlü tâkat hudutludur. Bu sebepledir ki, îmanın altı şartına bir şart daha ilâve gerekse, o da haddini bilmek olurdu, demişlerdir.

Demircilik sanatını bilmeyen kimse, demirci ocağına yaklaşırsa sakalını, bıyığını yakar.

İnsan bir işte acemi, bilgisiz ve tecrübesizse o işi yüzüne gözüne bulaştırır. İşi de kendini de berbat eder. Çünkü başarılı bir iş ve sanat, büyük ustalık ve liyakat ister. Sanatkârın sanatındaki mahareti, tamir ettiği eşyadan belli olur. Bu iş, kulluk ve ebediyet ticareti olunca ehemmiyeti bir kat daha artar. Çünkü kulluk, Allâh’a karşı hâlimizin ve muâmelemizin seviyesi ölçüsünde güzelleşir. Bu da kalbi tasfiye ve nefsi tezkiyeden geçer. Düşünmeli ki eğitilmemiş bir insan kendi gibi insanlar karşısında bile basit bir sunuculuğu dahi doğru düzgün yapamazken tam eğitilmeden yüce Allâh’a karşı liyakatli ve mükemmel bir kulluk yapabilir mi? Kulluk yolundaki tehlikeleri bertaraf edebilir mi? Şeytanın ve nefsin tuzaklarına aldanmaktan kurtulabilir mi? Farkında bile olmaz. Çünkü tezkiye olmayan bir insan, her an şeytânî ve nefsânî tehlikeler girdabında boğulmakla karşı karşıya demektir. Çünkü tecrübesiz ve tedbirsizdir. Kendisini helâk edecek tehlikenin farkında olmaz ve neticede rûhunu zedeler.

Henüz kanadı çıkmayan kuş uçmaya kalkarsa, yırtıcı kedilerin lokması olur.

Her davranış ve tekâmül için ona iktidar bahşeden bir gelişmişlik şartı aranır. O gelişme tamamlanmadan ortaya atılmak, helâkle neticelenir. Uçmayı öğrenmeden yuvadan ayrılmaya kalkan kuş gibi…